Haziran 2010 – Otomatik Sulama Sistemi çalışmaları


Otomatik Sulama Sistemi

 

Bu yıl gerçekleştirmek istediğim en önemli altyapı projesi, bahçe sınırlarının büyük bir kısmını tel ile çevirmekti. Geçen yıllarda bahçenin yaklaşık 2 dönümlük bir alanını tel örgü ile kapatabilmiştik fakat artık 2 dönümlük alanda ağaç dikecek ve sebze yetiştirebilecek alan kalmayınca mecburen bahçenin 2,5 dönüm kadar bir kısmını daha tel ile kapatmaya karar verdim.

Öncelikle tel örgü yapıp daha sonra bir meyve bahçesi kurmayı planlamış iken yaklaşık 100 tane değişik tür meyve fidanını Şubat-Mart aylarında bahçeye dikimini yaptım (Daha önceki yazılarımda belirtmiştim ama tekrar söyleyeyim; Yeni bahçeyi bilinen meyve türlerinden tesis ettim. Tropik ve sıradışı ağaçların bir kısmı eski bahçede yer almakta. İleriki günlerde bahçenin geri kalan kısmını ise yeterli sayıda çoğalttığım anda Feijoa, Pawpaw,White Sapote ve Şahdutlardan oluşturmak en büyük hayalim ).

Neyse tekrar konuya dönersek, yağmurlu geçen bahar ayları nedeni ile de tel örgü yapmak için Haziran ayını beklemek durumunda kaldık.

Tel örgü gecikince mecburi olarak 2.bahçe için damlama sulamayı da kurduk. Sanırım Haziran 2. haftasında tel örgü de bitince biraz rahat nefes almak mümkün olacak.

Bahçeye her hafta gidiyorum fakat iş yoğunluğumdan dolayı gidemediğim haftalar sulama problemi olduğu ve bahçeye şimdilik bakan kimse de olmadığı için otomatik sulama yapabilecek bir sistem arayışına girdim. Nihayet araştırmalarım sonucunda belirlediğim Dijital Sulama Kontrol üniteleri ve selenoidleri satın almaya karar verdim. Araştırmalar ve uzman arkadaşların tavsiyeleri doğrultusunda otomatik sulama ekipmanları konusunda en kaliteli markaların Hunter ve Rainbird olduğunu öğrendim. Bunun dışında Çin yapımı birçok Kontrol ünitesi de bulmak mümkün.

Şu anda Sebzeler için ve birinci ve ikinci meyve bahçeleri için olmak üzere 3 ayrı alanı sulamam  gerekiyor. Bunu, tek kontrol kutusu kullanarak yapmak mümkün ama ben 3 ayrı kontrol ünitesi ile yapmaya karar verdim. Her üniteyi ayrı ayrı programlayarak haftanın belirli günleri, istenilen sürede  sulamayı çalıştırmak mümkün olabiliyor. Sebzeleri hemen hemen hergün sulamak gerekiyor iken Meyve bahçesini ağaç büyüklüğüne göre 2-3 gün veya 1 hafta aralıklar yeterli olabiliyor.

 

Herşey yolunda değil!

 

Bahçede her zaman işler yolunda olmayabiliyor. Bazen bahçeden fotoğrafları sizlerle paylaşıyorum ama bu genelde doğanın güzel yönlerini yansıtmakta. Aslında olumsuzlukları da anlatmak istiyorum hatta müsait olduğumda resimleri de ekleyeceğim.

Meyve bahçesinde günler börtü böcek ve ağaçları savunmaya ve korumaya çalışan benim aramda bir savaş şeklinde geçiyor. Bulunduğum çevrede yıllardır tarımsal ilaçlama yapıldığı için doğanın dengesi sanırım az da olsa bozulmuş. Ağaçların o kadar çok düşmanı var ki! İnanın benim o kadar düşmanım olsa bu dünyada bir dakika barınamazdım herhalde ! Yaprak biti, pamuklu bit, danaburnu, salyangoz, sümüklü böcek vs. o kadar güzel bir harmoni yakalamışlarki ! birisi gidiyor diğeri onun yerini devralıyor ama heryıl bu tekrar eden can sıkıcı bir döngü maalesef. Bahçe büyük olduğu için doğal mücadelenin pek de işe yaramadığını söylemeliyim. Küçük bir bahçe olsaydı Uğur böceklerini çoğaltır ve yaprak bitlerine karşı kullanabilirdim 🙂  Bir hafta bahçeye uğramasam manzara bazen iç karartıcı olabiliyor, Elmalar içkurdu, Şeftali , Badem, ve Armut ağaçları yaprak bitlerinin saldırısında talan edilmiş. Özellikle Elmanın o kadar çok düşmanı var ki! Yine Zeytinlerde de mücadele zamanlarını kaçırınca neredeyse her yaprağı börtü böcek işgal ediyor. Burada daha önceden koruyucu tedbirleri almak önem kazanıyor. Bahsettiğim konuların hepsi için sayfalar dolusu yazı yazmak mümkün ama ben kısa keseyim.

Bu sene maalesef geçen seneler çok mücadele verdiğim Yer Köpeklerinin zararlı etkilerini daha iyi anladım!  2 tane 5 yıllık İncir ağacının köklerini yemişler ve farkedemedik.

Ayrıca bir tane Üvez ağacım nedenini anlayamadığım şekilde kurudu. Yine bir tane de Şeftali ağacım maalesef kurudu. Tabiiki 2 hafta sulanmadığı için kuruyan küçük saksılardaki 50 tane minik leylandi beni inanılmaz üzdü. Bu anlatılmaz bir duygu gerçekten.

Bir yıl çok iyi  gelişen bir ağaç diğer yıl yerinde sayabiliyor. Hatta aynı zamanda dikilen iki adet Naşi fidanından birisi çok iyi gelişirken diğeri 2 yıldır 1 cm bile gelişmedi. Hünnap ağaçlarımın da 3 senedir hiç gelişmediğini gözlemledim.  Bunların nedenleri ve çözümleri için araştırmalarım tabiiki devam edecek. Evet herşey insanın istediği gibi olmuyor, zaten böyle bir beklentim de yok aslında.

 

 

 

 

 

 

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.